Bilsam Logo

Tıp ve Ahlak

Tıp ve Ahlak | Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi | Bilsam.Org

                                             

 

      Yirminci yüzyılın gelişen sanayisi ve yeryüzünde oluşturduğu  heterojen iktisadi kalkınma ile pozitif bilimlerdeki muazzam gelişmeler, insanlığın ferdi ve toplumsal problemlerine deva olamadı. Pozitif bilimlerdeki mekanik algılama biçimi ile insanı ve toplumu okumaya ve anlamaya çalışan seküler batı dünyası, insan ile ilgili problemleri çözmeye çalışırken kendisi dışındaki bütün yaklaşım tarzlarını bilim ve akıl dışı olarak ilan etti. İnsanı karmaşık olarak işleyen  moleküler ve kimyasal birtakım mekanizmaların teşekkülü olarak tanımlayan modern Protestan Tıp anlayışı hastalıkların nedenini büyük oranda, işleyen bu moleküler döngülerin  inkıtaya uğramasında veya eksik çalışmasında aradı. Kitlesel ölümlere yol açan bir takım hastalıkların teşhis ve tedavisindeki inkar edilemiyecek başarılar ile modern cerrahinin elde ettiği sağaltım yöntemleri bu anlayışın insanı tek yönlü olarak anlamasına ve  tanımlamasına neden oldu. Pozitivist bakış açısı, Tıp, biyoloji, fizik, kimya ve diğer pozitif bilimler alanındaki faraziyelerini kabul ettirebilmek için kurduğu laboratuar ortamını felsefe, tarih, edebiyat, teoloji, psikoloji gibi sosyal bilgiler alanın da da uygulamaya çalıştı.

       Yirminci yüzyıl başlarında anne ile çocuk arasında emzirme ile başlayan fıtri ve insani yakınlaşma göz ardı edildi.  Vitamin, karbonhidrat, lipıt ve elektrolitlerden zenginleştirilmiş, anne sütüne alternatif beslenme solusyonları ve mamalar geliştirilerek özellikle batı toplumlarında tüketilmeye başlandı. Sadece bu alanda milyarlarca dolarlık bir ilaç endüstrisi oluşturuldu. Yaklaşık 70-80 yılık süre sonunda anne sütünün özellikle ilk altı ayda bebekler için gerekli tüm vitaminleri, minareleri ve diğer yapısal ögeleleri  taşıyan, önerilebilecek tek yeterli ve mucizevi  beslenme solusyonu olduğu tartışmasız kabul edildi. Anne sütü alamayan bebeklerin ileriki yıllarda çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin diğer çocuklara göre daha fazla olduğu görüldü. Obesite sadece erişkin batı insanının bir problemi olmakla kalmadı, sekiz yaşındaki obes çocukların dahi kollesterol ve lipid düşürücü ilaçları kullanması önerilir hale geldi. Uygun bir beslenme rejimi, egzersiz, alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıkların terk edilmesi ile yüzde doksan oranında geçtiği bilinen reflü şikayeti için insanlara uzun yıllar ikili –üçlü ilaç tedavileri uygulandı. Yıllarca kullanılan ve üreticilerine küçük bir Afrika ülkesinin eğitim bütçesine denk rant sağlayan, kullanımı bazen ölümle sonuçlanan birtakım ilaçlar zararlı bulunularak, üreticilerine hiçbir ceza uygulanmadan üretimden kaldırıldı ve yeni ilaçlar kullanıma sunuldu.

        Materyalist felsefi bir yaklaşımla icra edilen modern tıp anlayışı Hindistan, Çin, Moğolistan, Mısır ve İslam toplumlarında asırlarca uygulanan sağaltım yöntemlerini, elde ettiği teknolojik gelişmenin imkanlarıyla test edip elimine etmek ve tutarlı yönlerini geliştirmek yerine, toplu inkar ve  istihza yolunu seçti. Böylece insanlığın doğru yada yanlış asırlarca kullandığı yaklaşım tarzları şarlatanların ve insan sağlığı üzerinde hiçbir eğitim almamış liyakatsız kişilerin ilgi ve uygulama alnına girdi. Dermansız hastalıklarla boğuşan ve modern tıbbı yaklaşımlardan ümidini kesen çaresiz insanlar ise belli bir aşamadan sonra da değişik arayışlara yönelmek zorunda kaldılar. Bir çok insanın, kendisinden başka kimsenin bilmesini istemediği kişisel birtakım sırları ve hastalığı ile ilgili mahrem konular  tıbbi ettik ve Formasyondan uzak şahıslar tarafından istismar edilmektedir. Hemen hemen tüm televizyon kanallarında saatlerce yayınlanan sağlık programlarının insanları doğru yönlendirdiğini söylemek güçtür.  Kimsenin derdine deva olmayan  magazin yönü ve rant kaygısı ağır basan, yapılan görsel içerikli yayınlar çoğu zaman insanların kafasını karıştırmaktan başka işe yaramamaktadır. 

      

 

       İnsan vücudunun temel işlev mekanizmalarını bilmeyen ve en hayati organların yerini dahi, topoğrafik olarak tarif edemeyen kişiler kanser, astım, sara, ülser, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, cinsel fonksiyon bozuklukları, romatizmal hastalıklar ve  bel fıtığı gibi konularda insanları çok rahat yönlendir hale geldiler. Alternatif tıp olarak sunulan birtakım  tedavi yöntemleri son yıllarda toplumun gündemine daha fazla girmeye başladı. İnsan sağlığı ve hastalıkların tedavisine yönelik bütün gayretler ve tedavi usulleri tıbbın içerisinde değerlendirilmesi gerekirken , ‘alternatif’ kelimesi ile tıp ‘sadece radyoterapi, kemoterapi ve modern cerrahiden ibaret tedavi yöntemleri uygulayan bir bilim dalıdır veya olmak zorundadır.’ anlayışı zihinlerde daha fazla yerleşmeye başladı. Tıbbı sadece son 200 yılda ortaya çıkan ve gelişen bir bilim dalı olarak konumlandıran bir bakış açısı ile tanımlamak  eksik ve yanlış bir yaklaşımdır. Modern dünyada, son yıllarda bazı üniversitelerde uygulanan yeni yaklaşımlarla geleneksel tedavi yöntemlerinin incelenmesi  ve bu yöntemlerin uygulanan modern  tedavi usulleri ile birleştirme çabaları yeni ve daha kapsayıcı  bir  tıbbi çığır açabilir. Bu yaklaşım tarzı geleneksel yöntemlerin ehil ellerde sunulmasına ve şarlatanların aradan çıkarılmasına neden olabilir.

         Teknolojinin yoğun olarak tıp alanında kullanılması hastayı ve hastalığı bir rant aracı olarak gören anlayışları güçlendirmiştir. Bu anlayış doğrultusunda icra edilmeye başlayan hekimlik anlayışında çoğu zaman hasta birinci öncelik olmaktan çıkmaktadır. 2500 yıl önce yaşayan ve kendisine ait olup olmadığı dahi net olarak bilinmeyen Hipokrat yemini meslek icrasındaki bazı hekimleri ahlak ve etik dışı davranmaktan alıkoyamamaktadır. Değişik etnik,  dini, felsefi inançlar doğrultusunda yetişen ve yaşayan insanları milattan önce yaşamış bir Yunanlı hekimin yazdığı iddia edilen bir yeminle kontrol altına almak ve etik davranmasını beklemek en hafif ifadesi ile saflıktır. Zaten bu yemini yapmanın zorunluluğu ve hiçbir yasal bir bağlayıcılığı yoktur.

        Temel uğraşı alanı insan olan her meslek grubunda olduğu gibi tıpta da ahlaki ve ortak insani hassasiyetleri zayıf olan fertlerin sebeb olacakları yıkım ve ifsad sıhhat vermez ve bilakis öldürür. Fevri örnekler üzerinden basında yapılan bazı yanlış ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan haberler hekim ile hasta arasındaki iletişimi ve güven duygusunu zayıflattığı da bilinen bir gerçektir. Uzun, yorucu bir eğitimden sonra ihtisaslaşma aşamasında gün aşırı hastane ortamında kalan ve fırsat buldukça ailesine zaman ayıran, mesai kavramı olmayan, sosyal hayatı sıfırlanma noktasına varacak derecede bir çalışma ortamında hizmet vermeye çalışan insanları kötü örnekler üzerinden mahkum etmekte de hiç kimseye yarar sağlamamaktadır.

     Hekimlik ve tıp özünde hikmet, insan ruhuna ve bedenine hürmet, şefkat, fedakarlık ve tevazu gibi nebevi bir anlayışla icra edildiğinde sağaltır. Bu anlayışa insanlık bu gün en fazla muhtaç haldedir.

 







E-Posta Listesi

Günün SÖZÜ

 
Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi
© 2009-2022 - Tüm Hakları Saklıdır. Bilsam.Org | Sistem:UmutDenizi Web