Ayşe BÖHÜRLER,1980’den beri kadın konusunu bu gibi konferanslarda dile getirdiğini ifade edip sözlerine söyle devam etti:
Kadın konusunda toplumsal zihniyetin değişmesi için 1980’den beri bu konuyu farklı şehirlerde bu tarz programlarda ele alıyorum. Önümüzdeki yıllar kadın konusunun (problemlerin ve hakların)daha çok konuşulacağı yıllardır. Bizler, Müslümanlar olarak Batı’nın kadına bakış açısının ötesinde savunmacı olmayan bir bakış açısı geliştirebilmek için bu konuyu konuşmalıyız. Bati, Müslüman kadını ezilen, sosyal hayatta yer almayan bir şekilde tanıtıyor. Bizler de Müslüman kadını uzun yıllar Batı’nın bize tanıttığı şekilde tanıdık. Biz İslam coğrafyasındaki kadınların durumunu Batı’nın etkisinden uzak olarak tanıyabilmek için iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan “Duvarlar Arkasında “belgeselini çektik. Bu çalışmamızda Yemen , Sudan, Lübnan, Endonezya, Cezayir, Malezya, Mısır, Suriye, Pakistan, Ürdün, Lübnan, Filistin, Iran, Katar, Tunus, Afganistan gibi ülkelere giderek buralardaki kadınların yasayışlarına şahit olduk ve İslam coğrafyasının bir bütün olmadığını gördük. Bu coğrafyaların tarihlerinin, kültürlerinin birbirinden farklı olduğunu dolayısıyla din diye uyguladıkları kuralların da birbirinden farklı olduğunu gördük. Bu coğrafyada ortak olan tek şeyin ,kadınlarla ilgili durumlarda geleneklerin hakim olduğunu ve bunun din olarak anlaşılıp uygulandığını fark ettik.
Kadınlarla ilgili gelişmiş ülkelerden Almanya ve Amerika’dan da örnekler veren Ayşe BÖHÜRLER sözlerini söyle sürdürdü: Modern dünyada her şey değişiyor. Fakat dünyanın her yerinde kadınların, haklarını talep etme noktasındaki değişim çok zor ilerliyor. İslam dünyasında -özellikle geleneğin kadınların karsısında olduğu bölgelerde- bu değişim daha zor olmaktadır. Çünkü Müslüman erkekler, kadınların haklarıyla ilgili taleplerinin Bati kökenli olduğunu; İslam’ın kadınlara haklar verdiğinden dolayı kadınların bu taleplerinin yersiz olduğunu söylüyorlar. Bu taleplerin ortaya çıkmasında Bati etkisi olsa da Müslüman erkekler, kadınlara olan tutumlarında İslam’ın onaylamadığı geleneğin izleri noktasında bir özeleştiri yapmalıdır. Osmanlı’da 1800’lü yılların ortalarında başlayan kadın hareketleri Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Fakat Cumhuriyet döneminde Türk modernleşmesi Müslüman dindar kadını yok say mistir. Bunun bedelini kadınlar çok ağır ödemiştir. Türkiye’de artık dindar ve dindar olmayan kadınların gelenekleriyle kendilerini ifade edecekleri bir toplumsal yapı oluşturulması gerekmektedir.
