
Kültür; insanoğlunun belli topluluklarının örf/adet/alışkanlık ve davranış kalıplarıdır. Küçük grupların oluşturdukları alışkanlıklardır. Bu kültür gelişip bir bölgeye değil de daha da geniş kitlelere ulaşırsa medeniyet adını alır. İslam Düşüncesinde “Medine/ Müdün” kelimesinden türeyen medeniyet kavramı Hz. Peygamber’in hicretten sonra Yesrib’i Medine’ye çevirmesinden beri “şehir, şehirlilik, birlikte yasamak ,ortak yasam alanı oluşturmak” anlamlarıyla ön plana çekmiş ve kullanılmıştır. Batı’da da kelimenin kökü olan “civitas/civilizations” bu anlamlara gelmektedir. Medeniyet, kültürlerin özümsenmiş, etkili ve daha karmaşık halidir; yüksek seviyedeki etkinliklerdir. Uzun bir sürede oluşur ve oluştuğu havzadaki eski medeniyetlerin devamı niteliğinde olup çağdaşı olan diğer medeniyetlerle de etkileşim içerisine girerek zenginleşir.
Medeniyetin oluştuğu havzanın bilim ve teknolojiyi geliştirmesi, zihin dünyasının olması, politik düzeninin olması ekonomik ve kültürel gelişmişliğinin olması medeniyetin içeriği olarak kabul edilmektedir. Medeniyetin insana, eşyaya vs. hayata dair bir dünya görüsünün olması ayrıca bu dünya görüsünün uygulandığı bir devlet düzeninin olması gerekmektedir. Çünkü devlet olmadan medeniyet olmaz. İnsanlık on iki bin senelik tarihinde otuza yakın medeniyet oluşturmuştur. Yirmi beş ölü medeniyetin ardından günümüzde beş medeniyetin yasamakta olduğunu görmekteyiz. Bunlar, İslam, Yahudi, Ortodoks, Hint ve Çin medeniyetleridir. Bu medeniyetlerin arasında en baskın olanı Bati medeniyetidir. Sadece İslam___8 medeniyeti Bati medeniyeti karsısında direnmekte diğer medeniyetler ise direnememektedir. Fakat İslam___8 Medeniyeti de Moğol istilası ve Haçlı savaşlarından sonra teknik üstünlüğünü kaybedip bilimsel ve teknik açıdan üretken olamayınca da Bati karsısında gücünü kaybetmiştir.
Bugün insanlığın içinden geçmekte olduğu sıkıntılarla dolu bir dönemde kurtuluşa götürecek yollardan biri “din”dir. Fakat Bati, dini dünyasından silmeye ,dini yok sayan bir anlayışı -bilimi ve felsefeyi- dinin yerine ikame etmeye çalıştı. Bunun sonucunda da insanlık tarihinin en büyük iki felaketini insanlığa yasattı. Medeniyet kavramı Bati literatürüne 18.yüzyilda girdi. Ati 19.yüzyilda bu kavramı, din karşıtı bir yaklaşım ve kendisi dışındaki kültür ve medeniyetleri yok sayma temelinde, kendi icat ettiği bir kavram olarak dünyaya sunmaya çalıştı. Batı’nın bu çarpık anlayışı bizim bazı Aydinlerimiz tarafından da benimsendi ve medeniyet/medenileşme Batı’ya ait olarak ve Batı’ya yönelmek seklinde algılandı. Medeniyet, bu dönemde sömürgeciliğin bir temsili oldu ve medeniyet adına birtakım cinayetler islendi.20.yüzyilin baslarındaki I. Ve II. Dünya savaşları Batinin medeniyet alisini yerle bir etti.20.yüzyilda yapılan antropolojik çalışmalar, Avrupa/Bati dışında da medeniyetlerin olabileceğini/olduğunu ortaya çıkardı. Medeniyeti bilim ve teknolojiden ibaret sayan bir algının Hiroşima’ya neler yaptığının hatırlanması salt bilim ve teknoloji temelli bir anlayışın medeniyet olamayacağını anlamaktır. Dolayısıyla medeniyetin temel göstergesinin din olduğunu Bati yeni keşfetti. Çünkü bir medeniyet kendisini ayakta tutan temel esasa ,dine, sırtını dönerek ayakta kalamaz. Medeniyet öldürme üzerine kurulmaz. Kültürler çatışır ama medeniyetler çatışmaz.
İslam Dünyası, medeniyet kavramına daha 9. Yüzyıldan itibaren sahiptir. Ve İslam düşünürleri insanine tabiatında medeniliğin olduğunu dolayısıyla tüm insanların medeni olduğunu kabul etmişlerdir. Bu kabul, İslam Medeniyetinin kendisi dışındaki toplumların insanlığa yaptıkları ortak katiyi yok saymadıklarını göstermektedir. Müslümanlar; Mısır, Suriye, Iran ve Irak’ı fethettiklerinde buradaki kadim kültürleri tanımak için harekete geçmişlerdir. Tercüme hareketleriyle bu kadim kültürlerin ulaştığı sonuçları Kur’an ve Sünnet ’in ışığında yorumlayarak yeni bir medeniyet geliştirmişlerdir. Müslümanlar Kur’an’daki “hikmet” kavramından ve Hz. Peygamber’in “ilim mü ‘minin yitik malidir.” İle “İlim Çin’de de olsa onu alin.” hadislerinden hareketle karşılaştıkları kadim medeniyetleri yok saymamışlar bunların iyi yanlarını almışlardır. Müslümanlar kadim kültürlerin hepsini sahiplenmişler ve ilk defa İslam düşünürleri medeniyet kavramından bahsetmişlerdir.
Bir arada yasamayı bilmeyen kültürler medeniyet oluşturamazlar. Medeniyet çoğulculuk ve bir arada yasama tecrübesidir ve senden olmayana saygı duyarak onunla birlikte yaşayabilmektir. İslam Medeniyeti bünyesinde 20 ayrı devlet kurulmuş, ve bu devletler egemen oldukları dönemlerde yüzlerce yıl 20 ayrı irk ve binlerce mezhebi bir arada tutabilmeyi başarabilmiştir. Fakat Avrupa’da bir arada yasama kültürü seklinde içi doldurulan bir kavram olarak medeniyet 1850’lerde oluşturulmaya başlandı. İslam Medeniyeti ,medeniyet oluşturmada tarihin en üst örneklerini vermiştir ve tarihteki gelmiş geçmiş en mükemmel medeniyettir. Devlet yapısında hukukun, insan hakkinin üstünlüğünü en iyi “ İslam Hukuku” ortaya koymuştur.
Medeniyetler ittifakı Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde İspanya Başbakanı Luis Rodriquez ZAPATERO’yla birlikte girişilen Birleşmiş Milletler ’in de desteğini alan ve 120 ülkenin katıldığı küresel çatışma tehdidine karsı oluşturulmuş küresel bir cevaptır. ABD, Başkan B.OBAMA’nin Istanbul ziyaretinden sonra ittifaka katılmıştır. Israil ise bu projede yer almamıştır ve karşıdır. “Medeniyetler Ittifaki”ötekilestirme,din ve irk vb. karşıtlıklardan kaynaklanan her türlü istirap kaynağı olan hareketlere karsı birlikte olma çabasıdır. Çünkü günümüzde rakip medeniyetleri yok etme amacıyla sahip oldukları bilim ve teknolojiyi kullanarak dünyayı şekillendirmeye çalışan üç unsur bulunmaktadır:
-Neo-Conlar:Medeniyetler çatışması fikrini ortaya atan ilk kişi Alman Yahudi’si kökenli Amerikalı bir siyaset felsefecisi olan Leo STRAUSS’tur.Bu fikir daha sonra ögrencisi Samuel Huntington tarafından savunulmuş ve Batı’da kabul görmesi hız kazanmıştır. ABD’de Baba Bush ile yönetime gelen Neo-Con akiminin fikir babasi olarak kabul edilen L.Strauss’a göre “Bati, ortaçağdaki medeniyet anlayışına dönmedikçe kendini kurtaramaz. Bu nedenle bir medeniyet rakibi olmadan ayakta kalamaz ayakta kalabilmek için de silah kullanmaktan çekinmemelidir. Bize rakip olabilecek tek medeniyet ise İslam Medeniyetidir.”
- Evangelik mezhebinin mensupları da Hz.İsa’nın yeryüzüne inmesini sağlamak için çatışma tezinden yana oldular. Özellikle Ortadoğu’da Tanrı’yı kıyamete zorlayan çatışma alanlarını tahrik etmeye çalışmaktadırlar.
-Fundamentalist yaklaşımlar: Avrupa’daki ırkçı gruplar da çatışma alanlarını tahrik etmektedirler.
Medeniyeler İttifakı projesi Türkiye’nin öncülüğünde yürütülmektedir. Çünkü yirminin üzerinde medeniyetin kalıntılarına sahip zengin bir medeniyet birikimimiz bulunmaktadır. Kendimize has bir medeniyetimiz var. Fakat yüzümüzü Batı’ya dönüp her şeyi Batı’dan almaya başlayınca medeniyetimize güvenimizi, medeniyet bilincimizi ve surumuzu kaybettik. Medenileşmeyi Batılılaşmak olarak algılayınca kendi medeniyetimize yabancılaştık. Türkiye tüm bu olumsuzluklara rağmen kabuğunu kırma kendi değerlerine dönerek medeniyet bilinci, şuuru kazanma çabası içerisindedir. Bu yüzden dünyaya yeni bir medeniyet surunu verecek olan İslam Medeniyetinin bayraktar ligini yapacak yegane ülke Türkiye’dir.