Malatya Eğitim Raporu
Eğitim; insanı bedensel, zihinsel, duygusal ve entelektüel yönden geliştirme, bir ilişkiler ağı orta mında toplumsallaştırma, milli kültür, evrensel değerler ve ahlaki erdemlerle donatma ve etkin bir yaşam sürmesini sağlayacak bilgi ve beceriler kazandırma çabalarının toplamıdır.
Türkiye’de eğitim sisteminin sınav odaklı bir yapıda olması, eğitimden beklenen amaçların elde edilememesine, eğitime ayrılan kaynakların verimsiz kullanılmasına, öğrenci ve ailelerinde mali, sosyal ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Eğitim sistemimiz, dayanışmayı ve dostluğu değil öğrenciler arası rekabeti körükleyen yapısı ve hayat başarısından çok okul başarısını öne çıkaran tarzıyla maalesef okuyan, araştıran, üreten, ailesi, ülkesi ve insanlık için değer üretme kaygısı duyan nesiller yetiştirme konusunda yetersiz kalmaktadır. Bütün bunlar, Türkiye’nin hâlâ ciddi bir insan yetiştirme sorunuyla karşı karşıya olduğuna işaret etmek tedir.
Ülkemiz şartları dikkate alındığında bu sorunun kısmi çözümü; okulu, sınavı, oyunu, eğlenmeyi, duygusal, bedensel ve zihinsel gelişmeyi birlikte önemseyen bir yaklaşımdan geçmektedir. Bu dengeyi kurmak ise elbetteki liyakat ve ehliyet sahibi eğitimcilerin ve sağduyulu anne babaların işi olacaktır. Türkiye’de son 15 yıl içinde eğitim yaklaşımında davranışçılıktan yapılandırmacılığa geçilmiş, zo runlu eğitim süresi önce 5 yıldan 8 yıla (kesintisiz) sonra da 8 yıldan 12 yıla (kesintili) çıkarılmış, okul kademelendirmesi 4+4+4 şeklinde yeniden yapılandırılmış, eğitime başlama yaşı 6’dan 5’e indirilmiş, lise ve üniversiteye geçişte uygulanan sınav sistemleri defalarca değiştirilmiş, farklı alandaki öğrencilerin yükseköğretime yerleştirilmesinde esas alınan katsayılarla oynanmış, kılık kıyafet üzerine yasaklar uygu lanmış, yüzbinlerce öğrenci mağdur edilmiş, uzman öğretmenlik uygulaması başlatılmış, dershanelerin kapatılması gündeme alınmış ve ilköğretimin ikinci kademesinden itibaren seçmeli dersler konulmaya başlanmıştır. Bütün bunlar son yıllarda yapılan değişikliklerden sadece bazılarıdır.
Yukarıda sayılan değişikliklerin çoğu ne yazık ki yeterli akademik araştırmalar ve saha çalışmaları yapılmadan, bu değişikliklerin sistemin diğer unsurları üzerinde nasıl bir etkiye yol açacağı yeterince düşünülmeden ve kararlara ilgili kişi ve kurumlar ile halkın yeterli katılımı sağlanmadan uygulamaya konulmuştur. Bütün bunlar yapılan değişikliklerin sürdürülebilirliği hususunda tereddütlerin oluşması na yol açmaktadır.
RAPORU GÖSTER