
BİLSAM tarafından gerçekleştirilen geleneksel kültür kuşağı konferanslar dizisi kapsamında bu hafta “Küresel Kriz ve Türkiye Ekonomisi ” konusu ele alındı.
Küresel Kriz ve Türkiye Ekonomisi ” konulu konferansta konuşan Durmuş Yılmaz “Dünya ekonomisinin yasamış olduğu dönüşümleri anlatarak özellikle ABD ve Avrupa’nın yasamış olduğu krizleri ve onların Türkiye üzerine etkilerini ele alarak Türkiye ekonomisi ile değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınmanın ayni şeyler olmadığını dikkat çeken Yılmaz, ekonomik büyüme gerçekleştirilirken ekonomik kalkınmanın ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bunun için adil bir bölüşümün, refahın tabana yayılmasının ve toplumsal yasam standartlarının yükseltilmesinin önemini vurguladı.
ABD’nin 2007 yılında yasamış olduğu ekonomik kriz aslında ekonomik büyüme ile paralel olarak ekonomik kalkınmanın beraber ele alin madiğinin göstergesidir.” Önceden yaşanan krizler genelde gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanırken 2007 krizi tamamen gelişmiş ülkelerden kaynaklanmaktadır. 2007 krizinin devam ettiğini Avrupa ülkelerinin cari açık vermeyi sürdürdüğünü küresel ekonomiler açısından finansal risklerin var ligini koruduğunu ifade eden Yılmaz, 2007 krizine yol açan sorumlulara her hangi bir yaptırım uygulanmayıp kriz yükünün halka yüklendiğine de dikkat çekti. Bugün dünyada bankalarda çok miktarda para toplandığını, piyasalara güven olmadığı için kimsenin harcama yapmadığını, belirten Yılmaz bu durumun önümüzdeki yıllarda piyasalara güven oluşmasıyla birlikte bütün dünyada bir enflasyon dalgası oluşturabileceğine dikkat çekti. ABD ekonomisinin temelinin tüketim, Çin ekonomisinin temelinin tasarruf olduğunu ifade eden Yılmaz, döviz rezervi tutan ülkelerin aslında ABD ekonomisinin açıklarını finanse ettiğini belirtti.
Son yıllarda basta ABD ve Çin olmak üzere global ekonomilerin ivme kaybettiği görülmektedir. Gelişmiş ülkeler sorun yasarken gelişmekte olan ülkeler büyümeye devam etti. Fakat 2009 yılında ilk defa bu hem gelişmekte olan ülkeler hem de gelişmiş ülkeler krizden olumsuz etkilendi Bütün ekonomiler daralıyor çünkü yaşanan sorunlar herkesi etkiliyor.
Türkiye ekonomisini değerlendiren Yılmaz: “Türkiye son on yılda uyguladığı politikalar ile gelişmekte olan ülkelerden daha iyi bir noktaya gelmiştir. Enflasyonun düşürülmesiyle faiz oranları düştü, cari açığın azaltılması, Türk lirasının itibar kazanması ve insanların güven duymasına yol açtı. 2001 yılından itibaren başlayan büyüme her ne kadar farklı oranlarda da olsa bugüne kadar devam etti. Bu büyüme özel sektör tarafından gerçekleştirildi. Mevcut durumda dünyanın güçlü ekonomilerinden biriyiz.
Hükümetin sunmuş olduğu 2023 vizyonuna ilişkin açıklamalar yapan Yılmaz: “Bunları yapmak imkânsız değil ama çok kolay da değil. Bizim ekonomimizin normal potansiyel büyüme hızı yüzde 5-6 dır. 2010-2011 de ekonomimiz aslında normal potansiyelinin üstünde büyüdü bu da bize cari açık olarak yansıdı.
Uzun vadede Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarının çözümü için öneriler sunan Yılmaz şunları kaydetti: “Türkiye’de imalat sanayinin kullandığı ara mali hammaddeyi kendi ülkemizde üretmenin yollarını aramalıyız. Bunu becerebildiğimiz zaman bu cari açik kapanacaktır. Bu bir sanayileşme sorunudur. Rekabeti unutmadan, maliyetleri unutmadan çok tükettiğimiz hiç üretmediğimiz, çok tükettiğimiz az ürettiğimiz ürünleri Türkiye’de üretmenin yollarını bul maliyiz. 2023 hedefine ulaşmak için üretimimizi artırmak zorundayız. Yeni bir atılıma yeni bir ikinci dönem reforma ihtiyaç vardır Bu dönemde verimlilik esas alin malidir. Bu dönemde eğitime özel önem verilmelidir. Meslek eğitimi yeniden yapılandırılmalıdır ve ciddiye alınmalıdır.”
