Şehir ve Medeniyet

Kültür Kuşağı’nın ilk hafta konuğu Av. Haki DEMİR

 
Bu İçeriği Paylaş:

Av. Haki DEMİR; 

 

Bilgi, fikir ve irfanın yerel sınırlar içerisinde kalmadığını BİLSAM’ı internet üzerinden  takip ettiğini Malatya’ya geldiğinde ise uzaktan takip ettiğinden çok daha fazla güzel şeylerle karşılaştığını ifade ederek kendisini Malatyalılarla buluşturduğu için  BİLSAM’ı teşekkür eden ederek  sözlerine söyle devam etti:

       “İslam’ın tüm ölçülerinin tatbik edildiği yekûnun adi medeniyettir. Medeniyet sayısız müesseseler örgüsüdür. Hatta kuşatıcı olan en büyük müessesedir. Kuşatıcı olması bakımından birinci sıraya alınmalıdır. Uzun bir süreçte oluşur. Osmanlı medeniyeti üç asır, Endülüs medeniyeti ise iki asırda inşa edilmiştir. İslam tarihi ayni zamanda bir medeniyet tarihidir. Slam tarihinde farklı devletler ayni medeniyeti sürdürmüşlerdir. Moğol İstilası bile medeniyetimizi sindirememiş aksine Moğollar, güçlü/görkemli medeniyetimiz tarafından dönüştürülmüşlerdir. Bu durum medeniyetimizin askeri/siyasi bozgunlarla yok edilemeyeceğinin ispatidir. Fakat bu ümmet son birkaç asridir medeniyetsiz kalemistir. Medeniyet, tarihimizde ilk defa inkıtaa uğramıştır. Biz devletimizi kaybetmedik, medeniyetimizi kaybettik. Yeniden İslam Medeniyeti tasavvuru inşa etmeliyiz, medeniyet oluşturma derdimiz olmalı ve bunun kaygısını tas imaliyiz.

Tarihimizdeki dil inkılabıyla birlikte en büyük hasar gerçekleştirildi. Medeniyetimizin temeli olan istila haritamızı kaybettik. Medeniyetimizin kavramlarının/mefhumlarının anlamları değiştirildi; müşterek dilimizi/kültürümüzü/paydamızı kaybettik.

       Bu çağ bir insanine ömrü boyunca tahsil edip bitiremeyeceği kadar bilgi üretilen bir çağdır. İnsanlık tarihinde bilgi hiç bu kadar kolay üretilmemiş ve bilgiye hiç bu kadar kolay ulaşılmamıştır. Fakat bir şey haddini astığında zıddına inkılap eder. Böylece müktesebatın zenginliği tahsili engellemiş ve tefekkür/keşfetmek inkıtaa uğramıştır. Bu nedenle Bati 20.asrin baslarında felsefi krize girmiş ve tüm ürettiği değerleri tüketmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar olarak önümüzde büyük bir fırsat var. Hicri ilk üç asırda yaptığımız gibi insanlığın yeniden tefekkür patlamasını yasayabilmesini sağlayabiliriz, buna öncülük edebilecek birikime sahibiz.

       İslam şehri, İslam’ın mana yekûnunun tecessüm etmiş halidir. İslam şehri, farzların mermer sütunlar seklinde görüldüğü haramların ise göze hiç görünmediği bir anlayışla inşa edilir. Müslümanın yasadığı şehir farzın göze göründüğü, kalbe ilkah olunduğu sanatkârane bir üsluba sahip olmalıdır. İslamin mana yekûnunun tamamı tecelli etmiyorsa orada bize ait bir şehir alayişimizin olduğundan bahsedemeyiz. Ayrıca İslam cemiyetinden bahsedemiyorsak İslam şehrinden de bahsedemeyiz. Çünkü şehir, fikrin nazım planıdır. Şehir fikrimizin, alayişimizin olması gerekir. Hayati İslamin ölçütlerini merkeze alarak düzenleyebilmeliyiz. Bati, hayati ahlaki değil iktisadi merkeze alarak düzenlemiştir. Medeniyet/şehir tasavvurumuz olmadığı için çökmekte olan Bafi’nin şehirlerini Anadolu’da yapıyoruz.

 

 

Bu İçeriği Paylaş:

MALATYA KAYISISI GELECEK STRATEJİLERİ RAPORU

Malatya Kayısısı, yöremizin en önemli tarımsal ürünü ve ticari markasıdır. Dünyanın en lezzetli ve kaliteli kayısıları ülkemizde /şehrimizde üretilmektedir. Ayrıca kayısı, tarımda çalışan yüzbinlerce insanımızın en önemli geçim kaynağıdır. Malatya Kayısısı, sahip olduğu üretim potansiyeli, kalite özellikleri ve küresel pazarlardaki güçlü konumuyla yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de stratejik bir tarımsal değeri temsil etmektedir. 

Detay Kapat

Yeni WEB Sitesi Test Yayınında

Sizlere daha kaliteli hizmet verebilmek adına yenilenen yüzü ile yeni web sitemiz test yayınında..

Detay Kapat