Bilsam Logo

Ana Sayfa » Akademisyenler Kürt Sorununu Tartıştı

Akademisyenler Kürt Sorununu Tartıştı | Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi | Bilsam.Org
BİLSAM Akademik Düşünce Topluluğu tarafından aylık periyotlarla gerçekleştirilen toplantıların bu haftaki konusu “Kürt Sorunu” idi. Üç saat süren ve Gazeteci Yazar Orhan Miroğlu’nun da katıldığı Akademik Düşünce Topluluğu toplantısında yıllarca ülkenin kan kaybetmesine ve çok sayıda can kaybının yaşanmasına yol açan “Kürt Sorunu” tartışıldı. Yapılan tartışma ve değerlendirmelerin sonunda hazırlanan sonuç bildirgesinde aşağıdaki tespit ve önerilere yer verildi.


     1. Günümüz Türkiye’sinde Kürt, Alevi ve dindar insanlarımızın yaşadığı sorunlar en temelde çok dinli, çok etnisiteli ve çok mezhepli bir yapıya sahip Osmanlı bakiyesi Anadolu topraklarının zorlamalarla tek dinli, tek etnik yapılı ve tek mezhepli bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak gelinen süreçte bunun mümkün olmadığı, doğru olmadığı ve insani olmadığı anlaşılmıştır. Bu durum, en temelde Türkiye Cumhuriyetinin olgulardan çok kurgular üzerine bina edilmesinden kaynaklanmıştır. Sosyal yapıların ve ontolojik gerçekliklerin bu tür yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağını görememek Türkiye’ye çok pahalıya mal olmuştur.

 

     2. Diğer taraftan yıllarca sürdürülen inkâr ve asimilasyon uygulamalarına, bunca yıldır yaşanan iç çatışmaya ve her türlü provokasyona rağmen ülkemizde Türk ve Kürt kökenli insanlarımız arasında bir husumet ya da bir çatışma eğilimi oluşmamıştır. Ülkemizdeki Kürt – Türk kardeşliği bütün bu olaylardan etkilenmeyecek derin ve çok boyutlu bağlara sahiptir. Bu bağ milletimizin birlik ve beraberliğinin garantisi ve en büyük kazanımıdır. Buna rağmen “Kürt Sorunu”nun ulaştığı boyutlar sorunun çözümünü acil ve öncelikli hale getirmiştir.    

 

     3. Gerek Dünyadaki demokratikleşme eğilimi gerekse de Türkiye’de son yıllarda yakalanan istikrarlı gelişme süreci önümüze yeni imkânlar çıkarmıştır. Adalet, özgürlük ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir Türkiye kurmak ve ülkedeki tüm kesimlerin katılımı ve mutabakatıyla yeni bir anayasa hazırlamak imkânıyla karşı karşıyayız. Bu fırsat özellikle Kürt Sorununa kalıcı bir çözüm bulma açısından iyi değerlendirilmelidir.

 

     4. Yapılacak anayasa özgürlük temasını öne çıkarmalı, kişi ve grup haklarını garanti altına almalı ve etnik, mezhebi ve ideolojik yaklaşımlardan arındırılmış bir vatandaşlık tanımını içermelidir.   

 

     5. Bölge bir an önce şiddet sarmalından çıkarılmalı ve çatışmazlık durumu sağlanmalıdır. Zira silahların konuştuğu bir ortamda insanların konuşması mümkün olmayacaktır.  

 

     6. Siyasi iktidar tarafından başlatılan “Demokratik Açılım” süreci yeniden canlandırılarak, çözüm alternatifleri çoğaltılmalıdır. Bu kapsamda geniş kapsamlı bir af, anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi uygulamalar gündeme alınmalıdır.   

 

     7. Başta BDP olmak üzere toplumun bütün kesimleri özellikle son dönemlerde siyasi iktidar tarafından ortaya konulan iyi niyetli çabalara şiddet eylemleriyle karşılık veren PKK’ya karşı daha net tavır almalıdır. Şiddete karşı olan bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları bu karşıtlıklarını daha açık bir şekilde ortaya koymalıdırlar.

 

     8. Kürt sorunuyla ilgili yaşanan süreç sadece iki taraflı bir süreç olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun için her kesimden akil insanlar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, entelektüeller, üniversiteler ve medya olumlu bir dil ve üslupla sürece müdahil olmalı, çatışmazlık ortamının sağlanması, korunması ve çözüm sürecinin devam ettirilmesi hususunda sorumluluk üstlenmelidirler.    

 

     9. Artık bu acıların yaşanmaması, anaların ağlamaması, çocukların öksüz ve yetim kalmaması için vicdan sahibi her insan harekete geçmeli ve bu kardeş kavgasının son bulması için çaba harcamalıdır. Bu, her şeyden önce ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur. Zira söz konusu olan insan hayatı ve tamiri mümkün olmayan acılardır. En azından herkes kendine “Farkındalık geliştirmiş bir insan olarak bugüne kadar bu acıyı durdurmak için ne yaptım?” sorusunu sormalıdır.

 

     10. Son günlerde ülkemizin yakın tarihinde yaşanan bazı talihsiz olaylar ve daha özelde “Dersim’de Ne Oldu” başlığıyla yürütülen tartışmalar ve devamında siyasi iktidar tarafından özür dilenmesi, ülke olarak demokratikleşme, özgürleşme, tarihimizle yüzleşecek özgüvenin ortaya konulması ve bütün farklılıklarımızla birlikte ortak bir gelecek inşa etmek açısından olumlu gelişmelerdir. Bu süreç devam ettirilmelidir.   

 

     11. Bu sorunlarımızı çözme yolunda, bu toprakların en büyük ortak paydasını oluşturan İslam gerçeği, zengin tarihi mirasımız ve insanlığın ortak birimimi olan evrensel değerler bizlere önemli potansiyel, örneklik ve ipuçları sunmaktadır. Bu potansiyel değerlendirilmelidir.

 

     12. Bu çabaların nihai hedefi; Türkiye coğrafyasının Anadolu’dan bütün dünyaya uzanan kültürel, ekonomik, siyasi alışverişe açık bir adalet ve özgürlükler coğrafyası haline getirilmesi olmalıdır. Anadolu toprakları;  bütün dünyadan insanların gelip gidebildiği, kültürel ve ekonomik faaliyetler yürütebildiği, eğitim alabildiği, zalim yönetimlerden kaçanların Avrupa yerine tarihte olduğu gibi Anadolu’ya gelip sığındığı; din, millet, cumhuriyet ve tarih düşmanlığı yapmadığı sürece her kişi ve kesimin farklılıklarını serbestçe yaşayabildiği büyük bir barış adasına ve bir selam yurduna dönüştürülmelidir. Sadece Türkiye’nin değil, bütün insanlığın böyle bir çıkışa ihtiyacı olduğuna ve Türkiye’nin bunu başarabileceğine inanıyoruz.  

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

BİLSAM Akademik Düşünce Topluluğu

 

Eklenme Tarihi : 5.12.2011





E-Posta Listesi

Günün SÖZÜ

 
Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi
© 2009-2022 - Tüm Hakları Saklıdır. Bilsam.Org | Sistem:UmutDenizi Web